Yasaksın Bana... Blog Yazıları

Nasıl diyordu Sezen?
'Uzak diyarlarda evli barklı. Mutluluk en çok onun hakkı...'
Neden oluyor bu aldatmalar?
Mutlulukla çıkılan yola, nasıl oluyor da başkaları dahil oluyor? Neden? Eşin veremediği neyi veriyor? Ne yaşanıyor? Nasıl başlıyor o ilk kıpırtı? Ve en önemlisi nasıl göze alınıyor?
Yasak ilişkileri inceleyelim...
.
Şarkı nasıl devam ediyordu?
'Dedim âdet, aşkı vururlar'
Suçlu kim? Aldatan eş mi? Dışarıdaki kişi mi? Önemli mi?
Ayağına basıp, masada 'evet' diye bağırdığın o an... Eşinin gözlerine baktığın, olmayı istediğin yer... Evim dediğin kişi, sana bunu yapabilir mi?
.
Bilinen en büyük acılardan biri aldatılmak. Sevdiğin insanı, başka biriyle paylaşmak...
Çok fazla kişi, yaşadığı bu travmayı atlatmakta güçlük çekiyor. Çok fazlası devam edemiyor. Devam eden çok evlilik, yaralı ilerliyor.
Aldatma hikayesinden öncekine göre, çok daha kaliteli bir ilişkiye evrilenlerin sayısı da, azımsanamayacak kadar fazla.
.
Zaman geçiyor. Her şey değişiyor. En önemlisi kişiler. Yaşanan iyi ve kötü her olay, insanı minik minik değiştiriyor. Suyun, sürekli çarptığı kayayı oyması gibi... Zaman ilerlerken değişen beklentiler, söylenen sözler, beklenen talepler gözardı edildikçe, duyulmayan partner yalnız hissediyor.
Duymayan partner ise, hep aynı savunmayı yapıyor.
'...ama ben de çocuklarla...
.... Ama iş...'
'....ama o hep yorgundu'
'... ama yoktu...
'.... Ama....'lar uzuyor...
Bazen tehlike çanları çok yüksek sesle çalar. Ancak insan doğası gereği, her tonda sese duyarsızlaşabilir.
İlişkilerin katilidir, duyarsızlaşma. Aynı şeyleri duymak, artık üstünde düşünmeye engeldir.'
Peki duyan düşünmüyor diye, kendince haklı sebepleri var diye, söyleyenin ihtiyaçları ortadan kalkıyor mu? Artık beklemiyor mu? Bekliyor. Umudunu kesrek. Hayattan tat almayarak. Olmayacağını bilerek... Bu da sessizleşmeye sebep oluyor.
Aldatmak çözüm değil elbette. Sebepler, haklı da çıkarmaya yetmez.
Ancak kısılan sesi duymak isteyen, gülmeyen yüzü güldüren, görülmeyen kişiyi gören biri çıkıyor ortaya. Bir çekim, bir enerji, gençlik günlerini hatırlatan bir rüzgar gibi... Akıl 'yapma' diye bağırırken, ayaklar koşa koşa ona gidiyor. Her gün tövbe ediyor. Ertesi gün yataktan görmek için fırlıyor. Görüldüğünü, görmeyi çok istiyor.
Her deneyimde eşe tekrar öfkeleniyor.
'Yapılabiliyormuş. Neden bana bunu layık görmedin? Senden bekledim...'
Bazen için için yakalanmayı bile istiyor. 'Bana bakıyormuş. Beni fark etti' demek için...
Yakalamıyor. Bakmıyor. Fark etmiyor. Tutunacak yine tek bir yer kalıyor...
Zaman geçiyor. Yakalanmamanın verdiği cesaret, ilişkiyi derinleştiriyor. Orası artık, devam etmek için gerekli yakıt haline geliyor.
Panzehir.
Öldüredebilir, yaşamaya sebep de olabilir...
İşte yasak ilişki böyle ortaya çıkıyor...
Yakalanınca, masada tek haklı biz değiliz derim hep.
Sebebi buralardan gelir... Çok daha derindir...
Devam edeceğiz.

Meriç Sarızeybek
İletişim Uzmanı & Eğitmen

up