Eyvah Yakalandık! Blog Yazıları

(Nereye ait olduğumu bilmiyorum evresi yazısının devamı…)

Saat gece yarısını geçti. Araba balkabağı.

Zehirli elma, ilk zehrini kana karıştırdı.

İkisini de seviyor demiştik. Peki hangi sevgiyi seçiyor? Yanıt, yakalanınca ortaya çıkıyor.

İlişkilerde söyleme değil, eyleme bakın deriz hep. Aradığın yanıtlar aslında yapılan davranışlar, alınan kararlar, tekrar eden sorunlar, giderilmeyen eksikliklerde gizlidir. (Bunun için detaylı yazı geliyor…)

Bir mesaj, bir arama, gizli tanık ya da çıkan bir dedikodu yasağın önündeki perdeyi bir anda indirebiliyor.

O andan sonrası tam bir kaos. Kaosun süresini, evdeki kadın belirliyor. Çünkü yasağın hazzı, evdeki eş parmağını sallayana kadardır demiştik.

Erkeğin ilk çabası, eşi ikna etmek için.

‘Öyle bir şey yok.

Yanlış anladın.

Sadece…’ aklına gelen her yoldan eşi, yasağın hiç yaşanmadığına ikna etmeye çalışıyor. O aşamada dışarıdaki kadınla irtibatı kesmiyor. Çünkü evliliğini kurtarmanın en önemli ayağının, dışarıdaki kadını sakin tutmak olduğunu biliyor. Bir yandan dışarıdan gelecek riskleri azaltırken, bir yandan da karısı için kendini paraladığını gizlemek istiyor. Hepsini dışarıdaki kadın, yangına körükle gitmesin diye yapıyor. Elbette başaramıyor. Yasak ilişkideki kadın, o güne kadar reddettiği gerçekle bütün çıplaklığıyla yüzleşiyor.

Aklında tek soru; ‘madem karın, evliliğin bu kadar kıymetliydi, bana bunca şeyi neden söyledin? Bunca anı neden yaşandı? Beni neden kandırdın? Bunca yılımı boşa harcamışım…’

Artık iki kadın da yaralı…

Ancak her koşulda, yakalanan erkek ve dışarıdaki kadın bildiği gerçekle yüzleşiyor. Oysa ki evdeki kadın, hiç bilmediği bir ihanetle sırtından vuruluyor. Yaşadığı şok, hissettiği üzüntü, geleceğin belirsizliği, evine hissettiği mesafe her an daha fazla artıyor. Öfke büyüyor…

Bu aşamada her kadının tepkisi farklılaşıyor.

Bu aşamadan sonra her kadın farklı karar alıyor.

Farklı yol izliyor.

Ancak gerçek hiç değişmiyor.

Kadınların güveni hep en çok sığındığından, en çok güvendiğinden yıkılıyor.

Bir daha o kadınlar hiçbir zaman, eski hallerine dönmüyor.

Yasaklı maddeler, boşuna yasaklanmıyor…

.

Aldatma hikayelerini burada bitiriyorum. 

Unutmamak gereken bir nokta var. Evdeki eş aldatma hikayesini öğrendikten sonra, aldatan erkeğin de evliliğini sürdürme isteği varsa, evliliğini çok daha iyi bir hale getirebiliyor. Erkeğin evliliğini sürdürmeyi istediğini o anda boşanma aşamasına getirmemesi, sarf ettiği çaba, dışarıdaki ilişkiye koyduğu mesafe, güven kazanmak için şeffaflaşan davranışlarıyla ölçebiliriz. Dışarıdaki kadın şunu unutmamalı! Evdeki eş, yasak ilişkinin OLMADIĞINA inandırılarak durduruldu. Oysa ki yasak ilişki, eşin durdurulması için sarf edilen çabayı gördüğü halde kalmaya devam ediyor.

Bu noktada erkeğin merhameti evdeki eşe çalışıyor. Çünkü ona haksızlık ettiğini düşünürken, dışarıdaki ilişkinin her şeyi bilerek, görerek ve kabul ederek kaldığının farkında. Doğrusu da bu... Kabul ederek kalınıyor. Söylemler, her ne kadar yaşanan süreçten şikayetçi olduğunu anlatsa da, davranış kabul edildiğini gösteriyor. 

Başka bir kadına zarar verme uğruna ilişki yaşayan kadına, merhamet duymuyor. Hele ortada bir de çocuk varsa, bir çocuğun anne babasının dağılmasını kendince sebeplerle normalleştiren kadın, ürkütücü bir kötülükte bile gelebiliyor.

Yani aslında onca yaşanana rağmen evli evine, köylü köyüne dönüyor.

Kim kaybetti?

Evdeki kadın isterse, evlilik devam eder.

Ömrünü herhangi birinin evliliğini düzeltmek, ona oksijen tüpü olmak için harcamaya değer mi?

Dışarıdaki kadın çok büyük jestler, sözler, davranışlarla kandırılıyor. Duygu oluşunca, içinden çıkmak zor hale geliyor.

Ancak sonuç hiç değişmiyor.

Boşa geçen zamanın telafisi, hiçbir şeyle sağlanmıyor.

Başka bir kadının parmağını ne zaman sallayacağına göre ilerleyen bir ilişkiye sunma eşsiz kadınlığını.

Alenen, göğsünü gere gere ilişki yaşayacak kadar özel bir kadın olduğunu sakın unutma.

Bırak o evine gitsin.

Sen çok daha iyisine değersin.

up